KONUŞMALARI

Boğaziçi Üniversitesi 149. Mezuniyet Töreni Konuşması / 22 Haziran 2016

Çok sevgili öğrencilerimiz, mezunlarımız, değerli meslektaşlarım ve çok kıymetli misafirlerimiz, 
Boğaziçi Üniversitesi’nin 149. Mezuniyet törenine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz! Bu çok güzel, çok özel, coşkulu günün herkes için daha büyük mutluluklara, kıvançlara, sevinçlere vesile olmasını dileyerek sizleri sevgi ve saygı ile selamlıyorum. 
Hocalar olarak biz mezuniyet törenlerinde hep karışık duygular yaşarız. Sizleri gördüğümüz ilk andan itibaren önemli ve faydalı gördüğümüz bilgi, beceri, düşünce ve deneyimleri sizlerle paylaşmaya çalıştık. Şimdi sizleri alanında uzman, yetişkin insanlar olarak bu okuldan mezun olduğunuzu görmenin gururu ve mutluluğu içerisindeyiz. Öte yandan en azından bir dört yıldır sınıfları, koridorları, kütüphaneyi, orta alanı, manzarayı paylaştığımız sizlerden ayrılacağımız için de hüzünlüyüz. Kısacası, dünün, bugünün ve yarının bir araya geldiği, acısıyla tatlısıyla, zoruyla kolayıyla, hüznüyle sevinciyle, ayrılmasıyla kavuşmasıyla hafızamızın ağırlığını en derinden hissettirdiği, hayatımızdaki çok ender zamanlardan birini yaşıyoruz; sanırım hepimizin gözünün bir nebze yaşarması, sesinin boğuklaşması biraz da bundan... 
Değerli öğrenciler, 
Eminim ki hepiniz farkındasınızdır, çok müstesna bir eğitim ve bilim kurumundan mezun oluyorsunuz. Hiç unutmayın, 1863 yılından bu yana sizler gibi daha nice başarılı, yaratıcı ve sorumluluk sahibi kuşakları yetiştirirken, bu toplumdan aldığını misliyle bu topluma geri vermeye çalışırken, bu okulun duruşunu, bakışını belirleyen ilkelerin en başında özgürlük ve açıklık geldi. Bundan 4 sene önce rektör olarak yaptığım ilk mezuniyet töreni konuşmasında da söylediğim gibi, üniversiteler, tüm renkleriyle, sesleriyle, çoğulluğuyla evrene açılan pencerelerdir. 
Boğaziçi, yıllardır zamanlar ve insanlar değişse de, aynı mekanda hocasını ve öğrencisini, dolayısıyla mezunlarını evrene ve evrensel bilgiye açılma çabası etrafında birleştirmeyi başarmıştır. Böylelikle bağımsız düşünme ve bilimsel eleştiri çabasını merkeze alarak,  Boğaziçi’ni dünyanın en iyi üniversitelerinden birisi yapan akademik geleneğini kuşaklardan kuşaklara aktarılabilmiştir. Bütün bunları başarılabilmesinin en temel nedeni akademik özerkliği, bilimsel özgürlüğü ve bağımsız düşünceyi sahiplenmemiz, bizi biz yapan değerlerin en başında görmemizdir. Demokratik bir iletişim kültürünün sürdürülmesi adına, okul içinde ve dışında, açıklığı ve özgürlüğü her dönemde yaşanan pratiklere dönüştürdük, deneyimlendiği ölçüde de bunları çoğalttık. Böylelikle okulumuz her zaman kısır siyasi çekişmelerin dışında kalmayı başarmıştır. İddiasını ve gücünü sadece ve sadece bilime ve özgür düşünceye dayandırmış ve bu yolla daha iyiye ve hakikate ulaşma hedefinden şaşmamıştır. 
Değerli mezunlarımız, 

Yaşamınızın en önemli dönemeçlerinden birindesiniz. Şu aşamada geriye dönüp baktığınızda başarılı, gururla anlatacağınız bir hikayeniz var. Bu hikayenize sahip çıkın ve gelecekte de cesaretle, güvenle, inançla hayat hikayenizi farklı kılmaya ve gururla anlatabileceğiniz şekilde yaşamaya devam edin. Burada size kazandırdığımız beceri, ilke ve değerler, hayat serüveninizde sizlere her zaman destek olacak, kurduğunuz ilişkilerden, deneyimlerden, edindiğiniz bilgilerden, geliştirdiğiniz yaşam pratiklerinden ilham ve güç alacaksınız. 

Her birinizin yaratıcı, yenilikçi ve eleştirel Boğaziçi kimliğinizle, iyiyi, doğruyu ve güzeli çoğaltmanızı, içinde bulunduğunuz topluma katkı vermeye çalışmanızı, gelecek umutlarımız olmaya devam etmenizi yürekten diliyorum.  
Konuşmamı burada bitirirken hepinizi teker teker kucaklıyor, en içten duygularımla tebrik ediyorum.   
Yolunuz, şansınız her zaman açık olsun!